Tehlikeli Mehtap

Kimi hafta sonlarını, tatlı bir tembellik halinde geçiririm. Böyle zamanlarda, battaniyenin altına girip, konusu bildik, kurgusu yormayan eski filmleri art arda seyretmeye bayılırım. Doris Day ve Rock Hudson’ın romantik komedisi ‘Yastık Sohbeti’ üzerine, Mia Farrow ve Robert Redford’lı ‘Muhteşem Gatsby’i alabilirim  mesela. Bunları defalarca izlemiş olmama rağmen bıkmam. Bazen de televizyonda gezinir, ta siyah beyazlı dönemlerden kalma bir filmin peşinden sürüklenirim. Geçtiğimiz günlerde olduğu gibi…

Pazar akşamı, 2. Dünya Savaşının sürdüğü yıllarda, ‘Dangerous Moonlight’* ve ‘Suicide Squadron’* adlarıyla gösterime giren drama takıldım. Savaş ve romantizmin iç içe olduğu, türünün en iyisi ya da kötüsü sayılamayacak bu İngiliz filminde bana çekici gelen, senaryosu ya da oyuncularından ziyade, yıllara meydan okuyan müziği oldu. Piyano için yazılmış, tek bölümlük bir konçerto

Stefan, Sergey ve Richard…

Konçertonun, filmin eşlikçisi olmaktan çok, senaryonun bir parçası olduğunu söylemeliyim. Seyirci, Varşova Konçertosunu, Polonyalı piyanist Stefan Radetzky karakterinin, Nazi saldırısı altındaki Varşova’dayken yazmaya başladığı, üç bölümlük bir eser olarak biliyor. Gerçek hayatta, konçertoyu yaratan isim, İngiliz besteci Richard Addinsell.

Gerçi yapımcılar, filmin müziği için, ilk olarak Rus besteci Sergey Rachmaninov’a teklif götürmüşler. Rachmaninov projeyle ilgilenmeyince, bu kez tiyatro, televizyon ve filmler için müzik yazan Addinsell’e müracaat etmişler. Sergey Rachmaninov ile Stefan Radetzky karakteri arasında, bazı paralellikler yok değil. Rachmaninov, 1917 Devrimi sonrasında ülkesinden ayrılmak zorunda kalıp, hayatını Amerika’da sürdürmüş bir müzik adamı. Orada, ömrünün sonuna kadar yurt özlemi çekmiş.

Ben sevenlerdenim, ya siz?

Filme geri dönecek olursak, bu eseri Radetzky’e yazdıran, sadece savaş altındaki ülkesi değil; Varşova’da haber kovalayan alımlı bir Amerikalı gazeteci. Radetzky’nin Carol Peters’la tanışması, mehtaplı bir gecede, bombalar altında gerçekleşiyor; aşık olup evlenmeleri ise Amerika’da. Konçertonun tamamlandığı ülke de, burası…

Radetzky, başarılı bir müzisyen olmanın ötesinde, vatansever bir asker olarak da karşımıza çıkıyor. Özel bir yetenek olması sebebiyle, bizzat birliği tarafından, işgal altındaki Polonya’dan ilk etapta Romanya’ya gönderilen, sonrasında Amerika’ya geçen Radetzky’nin, aklı hep ülkesinde kalıyor. Zaten bir süre sonra konforlu hayatını ardında bırakarak, hava kuvvetlerine katılıyor. Sevdiği kadına rağmen yapıyor bunu… Neyse ki, Anton Walbrook ve Sally Gray’in boş rol oyuncusu oldukları film, en azından Radetzky çifti için mutlu sonla bitiyor.

Savaş döneminde çok popüler olsa da, günümüzde filmi hatırlayanların sayısı oldukça az. Oysa Varşova Konçertosu, o gün bugündür, sevilen eserler listelerini zorluyor. Bazıları konçertoya bayılırken, bazıları da nefret ediyor o ayrı. Ben sevenlerdenim, ya siz?

*Dilimize ‘Tehlikeli Mehtap’ ve ‘İntihar Filosu’ olarak çevrilebilir.

Kullanılan imaj: Flickr