Hikaye mi gerçek mi?

Wolfgang Amadeus Mozart’ın doğduğu şehir olan Salzburg’da, anısını yaşatan en önemli yapılardan biri ‘Mozarteum’dur. Müze ve konser salonlarıyla ilgi odağı olan yapının bahçesinde, yıllara meydan okur gibi görünen, ahşap ve tek katlı bir ev durur. Yüzyıllar önce, parçası olduğu tiyatro binasıyla birlikte Viyana’da inşa edilmiş olan ev, 1791 yazında Mozart’ı misafir etmiş; yıllar sonra da Viyana’dan Salzburg’a nakledilmiştir.

O yıllarda tiyatronun sahibi olan Emanuel Schikaneder, sihirli masallardan esinlendiği bir senaryo kaleme almış; Viyana halkının nabzını tutan başarılı bir iş adamı da olduğundan, seyircinin ilgisini çekebilecek tüm unsurları metne katmıştır. Operanın müzikleri için aklındaki isim, uzun yıllardır tanıdığı ve kendisi gibi bir mason olan Mozart dır. Besteciye teklif yapar ve rahat çalışabilmesi için, tiyatronun yanındaki kır evini kullanımına açar. Mozart’ın eseri üzerinde burada çalıştığı, hatta Baden’deki kaplıcalarda tedavi gören karısı Constanze’ın yokluğunda, bu evde yaşadığı rivayet edilir.

Demem o ki, bestecinin son operası olan Sihirli Flüt’ün bazı bölümleri,  tek odalı bu evde yaratılmış olabilir!

‘Artık benim kızım değilsin!’

Operanın konusu, Eski Mısırda geçer. Mısır Prensi Tamino, Gece Kraliçesinin kızı Pamina’ya tutulmuş; İsis tapınağının baş rahibi tarafından tutsak alınan genç kızı kurtarmak üzere, yollara koyulmuştur. Yanında, Gece Kraliçesinin verdiği sihirli bir flüt ve kuş avcısı Papageno da vardır. Prens, gerçekte kimin iyi, kimin kötü niyetli olduğunu, tapınağa ulaştığında anlayacaktır. Ancak aşık olduğu kıza kavuşabilmesi, zorlu sınavlardan geçmesine bağlıdır. Üstelik sadece kendisinin değil, Pamina’nın da…

Pamina’nın sınavı, Gece Kraliçesinin kendisine göründüğü ve eline bir hançer tutuşturarak, başrahip Sarastro’yu öldürmesini emrettiği andır. Ancak Pamina annesinin tehditkar sözlerine ve intikam arzusuna karşı duracaktır.

Doğaüstü güçlerin, sıradan insanlar üzerindeki etkilerini konu alan operanın prömiyeri, 1791 yılının Eylül’ünde, Mozart’ın yönetimiyle gerçekleşir. Bir tenor olan Schikaneder kuş avcısını canlandırırken, Mozart’ın küçük baldızı Josepha da, eniştesinin kendisi için yazdığı eşsiz parçayı seslendirir. Bu eser, Gece Kraliçesinin aryasıdır…

”Cehennem intikamı yüreğimde kızışıyor.
Ölüm ve çaresizlik alevleri her yanımı sarıyor!
Sarastro, senin elinden ölüm ıstırabını tatmazsa,
Sen de artık benim kızım değilsin!
Evlatlıktan reddedilip, sonsuza dek bir başına kalıp,
Doğayla bütün ilişkin koparılsın,
Eğer Sarastro senin elinden ölüm azabını tatmazsa!
Beni duyun intikam Tanrıları! 
Bu ananın ahtını duyun!’’
*

Üç ve 18… 

Mozart’ın koloratur soprano için bestelediği bu arya, tek başına bile eseri taşıyabilecek güçtedir. Kaldı ki opera, esrarlı olayları, komik tiplemeleri, vahşi hayvanları ve oryantalizm gibi merak uyandıran unsurlarıyla olduğu kadar, mutlu mesut finaliyle de seyircileri cezbetmiştir. Mozart’ın resitatifler yerine müziksiz konuşmaları denediği ve masonluğa dair göndermeler yaparak üç ve on sekiz sayılarına sıklıkla yer verdiği operası, Viyana’da o güne değin kazandığı en büyük başarısı olacaktır. Ne var ki, bunun keyfini süremeden, yatağa düşecek kadar hastalanır.

Elinde, bitirmeye çabaladığı son eseri, önünde ise sadece iki ayı kalmıştır…   

* Eserin özgün dili Almanca dır.

Müzikler ve Hikayeleri – W.A. Mozart Serisinden 5. Hikayeyi okudunuz. Bestecinin diğer hikayelerine, ‘İlgili Yazılar’dan ulaşabilirsiniz. Mozart’ı yazmaya devam edeceğim.

Kullanılan imaj: Mozarteum web sitesi