1791 yazının herhangi bir günüydü. Ta ki bir ulak, evinin kapısını çalıp, yazanın kimliğini gizlediği mektubunu, Mozart’a teslim edinceye kadar. Besteci, sonradan bir Kont olduğunu öğreneceği gizemli kişinin sıra dışı teklifiyle karşılaştığı o güne, başlarda özel bir anlam yüklemedi. Ancak sonrasında yaşananlar, ulağın mektupla çıkıp geldiği günü defalarca düşünmesine neden olacak ve Mozart bu olayı, sonunun başlangıcı olarak görecekti…

‘Bu ağıtı, kendim için yazdığımı söylemedim mi’

Kont von Walsegg, mektubunda, sevgililer gününde kaybettiği eşi Anna için bir ağıt (requiem) talep ediyordu. Ancak ödeyeceği cömert ücrete karşılık, eserin tüm hakları kendisine devredilmeliydi. Sipariş ettiği eserleri, evinde düzenlediği özel konserlerde kendi bestesi gibi sunmayı alışkanlık haline getiren Kont, Mozart’ı da, gölge besteciler kervanına eklemeye niyetliydi. Başka bir zaman olsa, reddedilmesi işten bile değildi. Ne var ki paraya ihtiyacı olan Mozart, Kont’un teklifini kabul edecekti.

O günlerde, Titus’un Merhameti ve Sihirli Flüt üzerinde çalışan besteci, Requiem’e hemen başlayamadı. Operaları bitirdiğinde ise, rahatsızlanmıştı. İstirahat etmeyi madden kaldırabilecek durumda olmadığından, bedenini feda edercesine çalışıyor, bu sırada hastalığı da boş durmuyordu. Tamamen yatağa bağlandığında, Requiem’i kendi ölümü için yazdığına inanır oldu. Acılar içindeydi. Buna rağmen, eseri yetiştirmek için, insanüstü bir mücadele vermekteydi. Baldızı Sophie, son anlarında dahi, Requiem’in davul pasajlarını ifade etmeye çabaladığını anlatacaktı sonraları…

Lacrimosa dies illa*

Eserinin ilk yarısını büyük ölçüde bitiren Mozart, 5 Aralık günü vefat etti. Rauben Strasse’deki evinden alınan besteci, ucuz bir cenaze törenini takiben, St. Marx mezarlığında yer alan, ortak bir mezara defnedildi. Cenazeye, birkaç yakın dostu eşlik etti. O kadar…

Kötü hava şartlarıyla birlikte hastalığını da bahane ederek cenazeye katılmayan Constanze’ın durumu, kocasının sadakatiyle ilgili sıkıntılar yaşayan bir eşin, kapanmayan hesabıyla açıklanabilirdi. Belki… Constanze, Mozart’ın nereye gömüldüğünü merak bile etmediğinden, bestecinin işaretlenmeyen mezarı, yıllar içerisinde kaybolup gidecekti.

Kime niyet kime kısmet…

Dul eşin önceliği, yarım kalan Requiem’in tamamlanmasıydı zira sipariş aşamasında Kont’dan aldıkları avans, çoktan harcanmıştı. Constanze, eserin kalanını Mozart’ın öğrencisi Franz Xaver Sussmayr’a besteletti ancak Requiem’i Kont’a teslim ederken, Sussmayr’in dokunuşlarından bahsetmeyecekti. Üstelik Kont’dan sakladığı, sadece bu da değildi…

Eserin ilk icrası için sevgililer gününü tercih eden Kont, manastırda bir konser organize etmişti. Maiyetindeki müzisyenlerle birlikte, profesyonellerin de yer aldığı performansta, Requiem’den, karısının anısına yazdığı bir ağıt olarak bahsetti. Kont’u yerin dibine sokacak bir hataydı bu. Zira eser, Mozart’ın eşi ve iki çocuğu için Viyana’da düzenlenen yardım konserinde, çoktan icra edilmişti. Üstelik Constanze, Requiem’in ilginç hikayesini paylaşmış, ufak ama etkili dokunuşlarla, onda karanlık bir taraf yaratmıştı. Hikaye yayılmaktaydı…

Karanlık bir hikaye

Constanze’ın anlattığına göre, meçhul bir haberci, evlerine imzasız bir mektupla gelmiş, eserin kimin tarafından sipariş edildiğinin araştırılmaması konusunda Mozart’ı ikaz ettikten sonra, yüklü bir ödeme yaparak gitmişti. Ancak sonrasında, besteciyi bir hayalet gibi izlemiş, kimi zaman yolunu keserek, esrarengiz hal ve tavırlarıyla tedirgin etmişti. Bir süre sonra, Mozart’ın sağlığı bozulmuş, eseri sipariş eden kişi tarafından zehirlendiğine inanır olmuştu. Hikaye, aşağı yukarı böyleydi ve kısa zamanda çok ses getirdi…

Kimilerine göre, Sihirli Flüt Operasında masonluğa dair bazı sırları açığa çıkaran besteci, örgüt tarafından zehirlenmişti. Diğerlerine göre, şüpheli isim, saray bestecisi Antonio Salieri idi. Mozart’ın dehasını kabul etmek zorunda kalan ancak ondan nefret eden Salieri, cinayeti muhakkak ki kıskançlığı yüzünden işlemişti… Sayıları nispeten daha az olan bir başka grup, Mozart’ı zehirleyen kişinin, öğrencisi olduğunu düşünmekteydi. Dedikodular aldı başını gitti; ta ki Mozart’ın ölüm nedeni konusunda bir uzlaşma sağlanıncaya kadar.

Açıklama, yıllar sonra tıp dünyasından geldi. Mozart’ı genç yaşta yaşamdan koparan, ya akut ateşli romatizma ya da böbrek yetmezliğiydi…

*Requiem’den bir bölümdür. Dilimize  ‘Kederli (yaslı) bir gün’ olarak çevrilebilir.

Müzikler ve Hikayeleri – W.A. Mozart Serisinden 6. Hikayeyi okudunuz. Bestecinin diğer hikayelerine, ‘İlgili Yazılar’dan ulaşabilirsiniz. Mozart’ı yazmaya devam edeceğim.

Kullanılan imaj: Lucian Milasan