Fransız ressam Marie Denise Villers’ın ”Çizim Yapan Genç Kadın” resminden kesit (Neoklasik Dönem)

Müziğin Hollywood’u: Viyana

Klasik dönem, İtalya’da Pompei kalıntılarının bulunmasıyla başlamıştır. Yunan ve Roma uygarlıklarının sanat anlayışlarının benimsendiği bu dönemde, Amerikan ve Fransız Devrimleri, Aydınlanma ve Sanayi Devrimi gibi, bir dizi sosyal ve siyasi dönüşüm yaşanmıştır. Bu dönemde müzik, simetri ve denge üzerine kurulmuş, Barok’a inat bir sadeliğe, duru ve zarif bir anlatıma kavuşmuştur.

Sanayi Devrimi, geniş bir orta sınıf yaratmış; özellikle üretici ve tacirler, sanata merak sarmışlardır. Bu gelişme neticesinde besteciler, müziğe ilgi gösteren yeni kesimleri de tatmin edecek, rahat anlaşılan, yalın eserler vermeye başlamışlardır. Soylular, kendi orkestralarını kurmuş, bestecilere hami ve patron olmuşlardır. Oysa yine aynı dönemde, Fransız Devrimi ve Napolyon Savaşları aristokrasiyi sıkıntıya sokacak, bu gelişmeler patronaj sistemini sonlandırmasa da zayıflatacaktır…

1750 – 1830 yılları arasında yaşanan Klasik dönemde, eserlerin tüm Avrupa’da basılması ve halk konserlerinin yaygınlaşması, müzisyenlere ek gelir kapıları açmıştır. Bu döneme kadar Sarayın hizmetliler sınıfında gösterilen müzisyenler, konserlere katıldıkça; besteciler ise bilet satışları ve eser yayınları üzerinden kazanç sağlamaya başlamışlardır.

Avrupa’nın her yerinde iyi müzik olsa da, müzik üzerine kariyer yapmak isteyenlerin gönlünde yatan aslan, dönemin merkezi Viyana’dır. Artık üç tür müzik yaygındır ve enstrümantal müzik ilk defa, opera ve koral müziğe kıyasla kendine daha geniş bir alan yaratmıştır.

Piyanonun icat edilmesiyle piyano sonatları yazılmaya başlanmış, küçük ölçekli barok senfonisi bir sanat eseri olarak gelişirken, piyano üçlüsü ve yaylı çalgılar dörtlüsü için yazılan eserler, oda müziğinin yeni türlerini oluşturmuşlardır. Dönemin realist ve dramatik konularıyla öne çıkan operalarının müzikleri, dramaya dekor olmak için değil, ona hizmet etmek üzere yazılmıştır.  Komik opera, yeni bir tür olarak ortaya çıkmıştır.

Yaylılar, bu dönemin de favori enstrüman grubudur ancak onlara eşlik eden üflemelilerin yarattığı kontrast da önemsenir olmuştur. Org ve klavsen tahttan inmiş, yerine piyano oturmuştur. Büyük bir değişimden geçen orkestra standardize edilerek, bugün konser salonlarında görmeye alışık olduklarımıza benzemeye başlamış; zaman içerisinde, orkestrayı yöneten baş kemancının yerini, orkestra şefi almıştır.

Klasik döneme isimlerini altın harflerle yazdıran besteciler, Franz Joseph Haydn, Wolfgang Amadeus Mozart ve Ludwig van Beethoven dır. Antonio Salieri, Christoph Willibald Gluck, Muzio Clementi, Luigi Boccherini ve Carl Philipp Emanuel Bach, dönemin diğer önemli bestekarlarıdır.