”O Mamo, nie placz nie

Niebios Przeczysta Królowo

Ty zawsze wspieraj mnie

Zdrowas Mario, Laskis Pelna”

İkinci Dünya Savaşında, Polonya’nın güneyindeki Zakopane Gestaposu’na hapsedilen, gencecik bir kızın yakarışıdır bu. Annesine ‘Hayır, ağlama’ diye seslenirken, Bakire Meryem’den koruma dileyen talihsiz kız, duasını gestaponun bodrumundaki 3 numaralı hücrenin duvarına kazımış, altına da kimliğini yazmıştır:

Helena Wanda Blazusiakowna, 18 yaşında, 25.IX.44’den beri tutuklu.

Altı milyondan fazla kaybın verildiği, insanlığın yüz karası olan Yahudi Soykırımının, kurbanlarından biridir Helena. Onu bugün ‘ismen’ hatırlamamızda, 2010 yılında vefat eden Polonyalı besteci Henryk Gorecki’nin payı büyüktür. Nazi işgaliyle ilgili bir derlemeyi okurken, diğer tutukluların yazdıklarıyla birlikte, Helena’nınkine de rastlayan Gorecki, 1976 yılında bestelediği 3. senfonisinde, genç kızın sözlerine de yer vermiş ve eser, senfoninin bu ikinci bölümü sayesinde, milyonların ilgisini çekmiştir. Ancak hemen o yıllarda değil, on beş yıl kadar sonra…

1990’lara gelindiğinde, eserle birlikte Gorecki’nin de dünya çapında tanınmasını sağlayan, bir kaç gelişme olmuştur. Bunlardan ilki, Polonya’nın komünist rejimi terk etmesiyle birlikte, sanatçıların dış dünyaya açılmalarıdır. Diğeriyse, eserin özel bir ses kaydının yayınlanmasıdır. London Sinfonietta ve soprano Dawn Upshaw’un icrasını içeren CD, piyasaya çıktığı yıl, klasik müzik listelerini alt üst ederek, yarım milyon adet satmıştır. Esere ve Gorecki’ye duyulan ilgi, her geçen gün artacaktır.

Yaralı annelerin şarkıları

Gorecki’nin, başarısının büyüklüğü karşısında kendisini de hayrete düşüren eseri, ‘Kederli Şarkılar Senfonisi’ olarak da anılır. Bunun sebebi, bestecinin eserin üç bölümünde de hazin bir olayı işlemesi ve duygu yoğunluğunu salt enstrümanlarla değil, vokallerle de sağlamasıdır. Gorecki ilk bölümde, Bakire Meryem’in ölmekte olan oğluna yardım etme çabasını anlatan dinsel bir ağıt kullanmış; son bölümdeyse, Polonya’dan bir halk şarkısının sözlerini almıştır. Eser, savaşta yitirdiği oğlunun yasını tutan bir annenin, çığlığıyla kapanır.

Bana göre 3. Senfoninin en dokunaklı bölümü, enstrümanların girişinden kısa bir süre sonra vokalin işitildiği ikinci bölümdür. Sanki Helena’nın kendisidir insanoğluna seslenen. Korkunun, güçsüzlüğün ve ölümün kol gezdiği, o uğursuz hücreden…

”No, Mother, do not weep

Most chaste Queen of Heaven

Support me always.

Zdrowas Mario, Laskis Pelna”

Kullanılan imaj: www.deviantart.com/ghengispresley/art