Maria Callas (ABD doğumlu Yunan Soprano), 1923 – 1977 yılları arasında yaşamıştır.

Klasik müziğin özü olan çok seslilik, farklı enstrümanların bir araya gelmesini gerektirdiğinden, bu noktada enstrüman ailelerinden bahsetmem gerek. Enstrümanları beş gruba ayırmak mümkün.

İlk grupta, yayla sürtündüğünde veya parmakla çekildiğinde titreşen tellerden oluşan tahta enstrümanlar yer alıyor. Keman, viyola, viyolonsel, kontrbas ve arp bu gruba dahiller.

İkinci grubu, içlerine üflenen nefesle titreşen enstrümanlar oluşturuyor. Bunlar tahta veya pirinçten yapılıyorlar. Flüt, fagot, klarnet, korno, obua, saksafon, trompet, trombon ve tuba bu grubun çalgıları.

Üçüncü grupta, timpani, trampet, üçgen ve ziller gibi tokmak, baget veya fırça gibi cisimlerle vurularak titreştirilen enstrümanlar var ki, bunlar vurmalı çalgılar yani perküsyon olarak da anılıyor.

Dördüncü grup olan klavyelilerde, org, klavsen (günümüzde kullanılmıyor) ve piyano yer alıyor.

Bu bölüm için Maria Callas’ın fotoğrafını seçmem tesadüf değil. O bana, müziğin en kıymetli enstrümanının insan sesi olduğunu hatırlatıyor… Vokaller kendi içlerinde, soprano (en ince kadın sesi), alto (en kalın kadın sesi), mezzo-soprano (soprano ve alto arasındaki kadın sesi), tenor (en ince erkek sesi), bas (en kalın erkek sesi) ve bariton (tenor ve bas arasındaki erkek sesi) olarak gruplanıyor.