İsviçreli ressam Dominique Appia’nın ‘Entre les trous de la memoire’* adlı eseri

Bazen, bir müziğin ardındaki hikayeyi, eserden daha çok sevdiğim olur. Rus besteci Modest Mussorgsky’nin ‘Bir Sergiden Tablolar’ında olduğu gibi. İsmi dahi, hayal gücümü tetiklemeye yeten piyano süitinin, anlatmaya değer bir de hikayesi vardır.

Ressam dostu Victor Hartmann’ın erken ölümüyle sarsılan Mussorgsky, bu süiti, arkadaşının resimlerinden esinlenerek yazmıştır. ‘Bir Sergiden Tablolar’, Hartmann’ın vefatından az bir zaman sonra, St. Petersburg’da açılan retrospektif sergisini gezen bestecinin duygularını ve izlenimlerini taşır.

Gezinti

Mussorgsky’nin sergide gezinmesini betimleyen ‘Promenade’ yani ‘Gezinti’ adlı parçayı, tabloların yorumlandığı bölümler izler. Bestecinin bir tablodan diğerine geçişine de eşlik eden ‘Promenade’, güçlü bir yapıttır. Mussorgsky, bölümün kuvvetli karakterini, kendi büyük cüssesiyle açıklamıştır.

Hartmann’a ait on tablonun işlendiği süitte, biri zengin ve üstten bakan, diğeri ise yoksul iki musevinin konuşmalarını işitir gibi olduğumuz bölüm -Samuel Goldenberg ile Schmuyle- ilginçtir. Süitte en sevdiğim eser ise, Mussorgsky’nin bir Ortaçağ kalesinin önünde şarkı söylemekte olan ozanı anlattığı, ‘Eski Kale’dir. Böyle bir kaleyi, İtalya’nın Toskana bölgesindeki San Gimignano’da görmüşlüğüm var. Zamanın durduğu bu Ortaçağ kasabası, tek kelimeyle olağanüstüdür!

Mussorgsky’nin yaşadığı dönemde, dinleyiciyle buluşamayan süiti, ölümünden sonra, arkadaşı Nikolai Rimsky-Korsakov’un çabalarıyla baskıya hazırlanmış ve yıllar içerisinde pek çok müzisyene ilham kaynağı olmuştur. Solo piyanodan ziyade orkestraya yakıştırılan eserin, günümüzde en beğenilen versiyonu, Fransız besteci Maurice Ravel’in orkestrasyonudur.

Birden çok insanın yaratıcılığı, ruhu ve dostluğu üzerinde yükselmiş olan ‘Bir Sergiden Tablalar Süiti’ni, sadece bu nedenle bile dinlemeye değer…

* Hafızanın Boşlukları

Kullanılan imaj: Amazon